top of page
Ara

İstanbul Bienali'nin Ardından

2021’de olması gereken ve küresel salgın nedeniyle ertelenen İstanbul Bienali’nin 17.si 3 yıl aranın ardından 17 Eylül - 20 Kasım 2022 tarihleri arasında gerçekleşti. Direktörlüğünü Bige Örer’in, küratörlüğünü Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh’in üstlendiği bienal, farklı disiplinlerden 500’ün üzerinde katılımcının 55 projesini bir araya getirdi. 3’ü ana mekan, 12 mekanın yanı sıra festivaller, gösteriler, sahaflar, kafeler, hatta eczaneler ve dahi İstanbul sokaklarına, tüm etkinliklerle 2021-2022 arasındaki tarihlere yayılmış bir bienal oldu.


17. İstanbul Bienali’nin diğer bienallerden en önemli farkı tam bir konu ve temasının olmamasıydı. Bienalin küratörleri “Tatlı, olgun meyvelerle kaplı ulu bir ağaç olmak yerine” başlığıyla kompostlaşmayı öne çıkarmasına rağmen tam bir tema üzerine oturmamayı tercih etti. Bu da bienale tam bir başlangıç ve bitişin olmadığı (olmayabildiği) birçok eserle tam olamama, tamamlanama, bunun verdiği tedirginlik ve merak, bir yandan da bizim izleyici olarak eserin bir parçası olmamız halini sağladı. Bienalde güncel konular olan ekoloji, feminizm ve pedagojinin olmaması mümkün değildi. Birçok mekanda ve eserde bu konuların olduğunu gördük.

2006'da başlayan ve devam eden Bayrak projesinin İstanbul'daki çalışması

Müze Gazhane, Barın Han ve Pera Müzesi'nin ana mekanlar olduğu bienalin diğer mekanları ise Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı (PCSAA), Merkez Rum Kız Lisesi, SAHA Studio, arthereistanbul, The Çinili Hamam, Küçük Mustafa Paşa Hamamı, Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi, Yaklaşım Tüneli Taksim ve Büyükdere35’ti. Merkez Rum Kız Lisesi ve The Çinili Hamam kapılarını yıllar sonra ilk kez bienal açtı.

The Çinili Hamam'ın kalan tek çinisi

Bienalden bir sene önce, 2021 yılında Mayıs-Ekim ayları arasında, Zeyno Pekünlü’nün hazırlayıp sunduğu Radyo Bienal programı Açık Radyo’da yayınlandı. 17. İstanbul Bienali radyoyu bir araç olarak kullandı ve bienalin konuları üzerinde sohbetleri ve üzerine soruları bize ulaştırdı.


Akgün İlhan, Anadolu Meraları, Burçin Çıngay, Itri Levent Erkol, Melisa Bal, Mustafa Avcı ve Gülinler’in katkılarıyla 17 Eylül 2022’de Arnavutköy’de Manda Festivali gerçekleşti.

3. Köprü, Kanal İstanbul gibi İstanbul’un ekolojik yıkıma neden olan/olacak projeleri esnasında akademisyenlerin, uzmanların ve çevre aktivistlerinin dikkat çektiği kayıplarından biri de mandaların yaşadığı sulak alanların kaybı tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıydı. Görülen ekolojik mağduriyetin yanı sıra Balkan göçmenlerinin yaşadığı bu bölgelerde, manda yetiştiriciliği ve dolayısıyla bir kültür süregelmesi dolayısıyla ekosistemin kültürle iç içe olduğunu gösteriyor. Ekolojik ve sosyolojik yıkıma dikkat çekmek için yapılan festivalin ardından Çamuralem projesi Büyükdere 35’te Daniel Fernández Pascual ile Alon Schwabe çalışmasıyla Cooking Section kapsamında manda ürünleri ve müzikleriyle paylaşıldı.

Büyükdere35'te Çamuralem çömlekleri

Bienal mekanlarından birisi Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesiydi. Bahçede çeşitli eserlerin yanı sıra gösteriler de meydana geldi.


Bienal süresince KONDA Araştırma ve Danışmanlık’ın katkılarıyla toplumun farklı kesimleri ve bienal izleyicilerinin katılımıyla Harman çalışması bienalin farklı mekanlarında canlı olarak yürütüldü. Çalışmada anket sorularıyla hoşgörü ve toplumsal mesafeleri soruldu. Sonuçlarsa görsellerle anlık olarak bienal izleyicilerinin görüşlerinin toplumun farklı kesimlerine göre nerede olduğu paylaşıldı.


Ankara, Adana, Van, Diyarbakır, Mardin ve İzmir’in tarihine hakkındaki konferanslar serisi Kayseri’de devam edecekti ki, Kayseri Valiliğinden yasak geldi. Konukların davet edildiği, duyurularının yapıldığı konferans İstanbul’a alındı; alınırken de Kayseri’nin simgesi olan mantı ismi ile Kayseri’ye selam verildi. Etkinlik ismiyle müsemma olarak mantı etkinliğine döndü ve Mantı Postası böyle oluştu. Bienal kapsamında, İstanbul Bienali, Hrant Dink Vakfı ve 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı işbirliğiyle Mantı Postası yayımlandı.


2011’dan bu yana yayımlanan, kendini engelli olarak tanımlayan bireyler tarafından hazırlanan Crip Magazine derginin 5. sayısı, bienal kapsamında hazırlandı, Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nda basılı hâli izleyicilerle buluştu. Derginin bienal kapsamında yayımlanan sayısının Türkçe ve İngilizce desteği var.

13 Temmuz 2013’te Berlin’de gerçekleşen Engelliler ve Üşütükler Onur Yürüyüşünde derginin kurucusu Eva Degener’in yaptığı konuşma şöyle başlıyor:

“Sevgili dostlar, sevgili ucubeler, sevgili sakatlar ve deliler, sevgili topallar, çatlaklar, körler, hastalar ve kafayı yemiş normaller!”

Konuşmanın tamamı bienal kapsamında hazırlanan 5. sayıda ve okumanızı öneririm.


Bienalde Şiir Hattı projesi kapsamında 15 şairle 2021 yılı boyunca her ay bir şiir yazmaları üzere bir araya gelindi. Şairler Mehmet Said Aydin, Donat Bayer, Zeliha B. Cenkci, Sevinç Çalhanoğlu, Cevat Çapan, Ersun Çıplak, Devrim Dirlikyapan, Haydar Ergülen, Mehmet Erte, Cem Kurtuluş, Bejan Matur, Mustafa Erdem Özler, Gonca Özmen, Anita Sezgener ve Neşe Yaşın bir yıl boyunca kendi açılarından dünyanın gidişatını yorumlayan şiirler ürettiler. Proje kapsamında üretilen şiirler sahaflar, otobüs durakları, eczaneler gibi İstanbul’un farklı noktalarında izleyicilerle buluştu. Şiir Hattı, Yapı Kredi Yayınlarından bir kitap olarak Türkçe ve İngilizce desteğiyle yayımlandı.


Bienal boyunca ücretli rehberli turlar düzenlendi. Ben iki özel rehberli turla gezerek çok özel bir deneyim yaşadım. Özel rehberli turlarda ne kadar büyük zevk aldıysam, bir kez katıldığım ücretli rehberli tur o kadar zevksiz geçti. Bizim talihsizliğim olabilir. Rehberli turların yanı sıra Aposto’da paylaşılan rotalarla izleyicilere rota sunuldu. Rotalarda yakın bienal mekanları İstanbul’un sokakları ve yeme içme mekanları bilgisi paylaşıldı. Rotaları biz de kullandık. İstanbul’un daha önce bilmediğimiz için üzüldüğümüz ama tanıştığımız için mutlu olduğumuz tarihi mekanlarını öğrendik.


Bienalde yapılan en iyi şeylerden birinin sosyal medya duyuruları olduğunu düşünüyorum. Tiktok’la yapılan işbirliği sayesinde #BienaldeÖğrendim etiketiyle nispî genç izleyicilere ulaştıkları gibi daha fazla kişinin içerik üretmesini sağladılar. Gittiğim her mekanda fotoğraf yerine video çekenleri gördüm ve birkaç gün içinde hiç tanımadığım bu kişilerin içeriklerini Tiktok’larını izledim. Fotoğraftansa videoların henüz izlemeyen izleyicilerin daha çok bilgi ile donandığı kesin. Sosyal medyanın bir konuyu poplaştırması rahatsız edici olabilecekken, o kadar da rahatsız edici olmadı. Sanat dünyasının dakikada milyonlarca içeriğin üretildiği Tiktok ile işbirliğini önemsiyorum. Tiktok’un yanı sıra Radyo Bienal kapsamında hazırlanan yayınların podcastlarını ve Youtube kanallarında da özel içerikleri de takip ettim.


Geçmiş bienaller gibi ücretsiz olmasının yanı sıra, İstanbul’un farklı semtlerine ve sokaklarına yayılması, Tiktok ile yapılan işbirliği, Youtube kanallarına konuk olmaları sayesinde nispî genç izleyicileri kendine çeken 17. İstanbul Bienali’nin bir başka farklı izleyicilerinin hiç olmadığı kadar Avrupalı izleyiciler olduğunu düşünüyorum. Bu konuda elimde bir veri yok; yalnızca varsayım ve gözlem. Türk Lirasının Euro karşısındaki ani düşününün bunda epey etkisi var. Ben Avrupalıların yerinde olsaydım, benzer bir davranış gösterirdim. Umarım bu ilgi Türkiye sanatına yansımaya devam eder.


(Yasemin'le katkımız) Bir sonraki bienal için ekoloji meselesine daha fazla Türkiye'den iş olmasını görmek isteriz. Ekolojik yıkımın sürecini yurt dışındaki örneklerle gösterip ülkemizdeki mücadeleyi (Manda Festivali dışında) görmezden gelmenin epey eksik olduğunu düşünüyoruz.

Mekanların birçoğunun engellilere uygun olmadığını gördük. İstanbul sokaklarının uygunsuzluğunu görmezden gelemiyoruz; ancak bu uygunsuzluk hâlini bienalde görmemeyi isterdik.

Tüm bienal mekanlarında olmasa da bilhassa Barın Han'da Türkçe dil desteğinin eksik kalmasını da bienalin eksiği bulduk. İsmi İstanbul olan bienalin ana dilinin eksiksiz Türkçe olması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece Türkçe bilen bir izleyicinin bienalde sorunsuz hâlde gezmesi gerekiyor.


Bienal hakkında yazdığımız yazılarımızı okumak isterseniz:


Yine Bienali bekleriz.


Sevgiler,

Utku

Commenti


bottom of page