top of page
Ara

Thyateiralı iki kadın: Jezabel ve Lydia

İSMİ İNCİL’DE GEÇEN İKİ THYATERİALI KADIN JEZABEL VE LYDİA

İsmi İncil’de geçen iki Thyateiralı kadın Jezabel ve Lydia. Günümüzde kullandığımız isimleriyle İzabel ve Lidya. Biri kötü kadın, diğeriyse azize.


İsmi İncil’deki geçen yedi kiliseden biri de Thyateira’da, yani Manisa Akhisar’da. Kilise dediysem, dört duvar binadan bahsetmiyorum, cemaatten bahsediyorum.

Aziz Yuhanna’nın mektup atarak önemlerini hatırlattığı dördüncü cemaat olan Thyateira kilisesi. 7 kiliseye gönderilen mektuplardan en uzununa sahip olanı Jezabel ve Lydia bölümleriyle Thyateira’dır. Jezabel bölümü ise en çok buyruk sahibi olanı.


JEZABEL’DEN İNCİL’DE VE TEVRAT’TA NASIL BAHSEDİLİYOR?

İncil’de Jezabel’in (diğer bir ismiyle İzabel’in) kendini peygamber olarak gördüğünden, halkı fuhuşa sürüklediğinden ve Tanrı’ya adanan yiyecekleri halkın almasına ön ayak olduğundan bahseder.

Tövbe etmesini beklediğini, yapmaya devam etmesiyle çocuklarını salgın hastalıkla öldüreceğini ekler. Ölümünden sonra ise köpeklerin kanınını yaladığını anlatır. (Vahiy 2:18-29, Thyateira’daki Kiliseye)


Tevrat’ta ise Jezabel, İsrailoğulları’nın 7. kralı Ahav'ın (Ahab) karısıdır; söylenene göre kötü kalpli, cazibeli ve büyücüdür. (MÖ 8. yy) Tevrat’a göre Ahav, karısı İzebel’in etkisiyle Baal’a (Fenike mitolojisinde bereket ve yeraltı dünyasının tanrısı) tapar. İlyas (Peygamber) Ailesinin ve akrabalarının puta tapmasına sinirlenir, tüm aileyi kılıçtan geçirmek için yola çıkar. “Ahav’ın ailesinden kenttekileri köpekler, kırsaldakileri yırtıcı kuşlar yiyecek.” der. Jezabel’i putperest ve büyücü olduğu için (gerekçesiyle) öldürmeye yola çıkar. Jezaebel tüm ailesinin ölümünü ve sıranın kendisine geldiği bilir, saçını tarar, sürmesini çeker ve İlyas’ı beklemeye başlar. İlyas, Jezebel’i pencereden aşağı atar. Jezebel kan içinde yatar. Köpekler başına üşüşür. (Krallar 16:29-34, Krallar 9:1-3, Krallar 21:1- 24)


Bazı kaynaklara göre Jezabel’i pencereden aşağı atan İlyas değil yeni kral Yehu’dur.

Andrea Celesti - Queen Jezabel Being Punished by Jehu

“Jezabel kan içinde yatardı.” dizesi şimdi anlamlı geldi mi? (Attila İlhan, Yağmur Kaçağı, Üçüncü Şahsın Şiiri)


İncil’de de Tevrat’ta benzer hikâyeler, benzer karakterler, benzer sonlar anlatılıyor.

Bu durumda Jezabel’in bir simge olduğundan bahsedebiliriz, sanırım.


GÜNÜMÜZDE JEZABEL BAKIŞ AÇISI

1938 yılında Bette Davis’in can verdiği Jezebel filmi Jezabel simgesine en çarpıcı örneklerinden biridir. 19. yy’nin başlarını, Amerikan iç savaşını arka plana koyan filmde şımarık ve cazibeli bir genç kadın olan Julie Marsden’in sevgilisiyle ilişkisini anlatır. Sevgilisini kıskandırmak için dönemin diğer genç kadınları gibi beyaz elbiseyle gitmesi gereken baloya kırmızı elbiseyle katılır, bu nedenle terk edilir. Balonun üzerinden bir sene geçer, eski sevgilisi başka bir ilişkiye başlar, yine de karşılaştıklarında Julie’yle ilişki yaşar.

Ülkemizde Damgalı Kadın olarak vizyona giren film, cazibesini kullanarak istediğini elde eden cesur bir kadını anlatırken, damgalı unvanını yer.


2014 tarihli Birgün Gazetesi’nde L. Doğan Tılıç’ın “Jezabel” başlığında yazısına denk geldim. Yazı Kenya’da erkeklerin kendi istedikleri gibi giyinmeyen ve yaşamayan kadınları zorbalarken attıkları linç nidasının “Jezabel” olduğundan bahsediyor:

“Bu aybaşında, Kenya’nın başkenti Nairobi’de, bir otobüs durağında, mini etek giyen bir kadının elbiselerini parçalayarak onu çırılçıplak bırakan erkekler “Jezabel” diye bağırıp durdular linç ayinleri sırasında.”


Günümüzde istediğiniz elde etmek için cazibesini kullanan hatta kullanmak zorunda kalan kadınlar için de “Jezabel” ifadesi kullanıldığını görüyoruz.


Sade’nin Jezebel şarkısı bu örneklerden biridir.

“Jezebel, ağzında gümüş kaşıkla gelmemiş dünyaya

Belki hepimizde daha azına sahipti

Ama nasıl yürüyeceğini öğrenince, öğreniverdi

Nasıl başarılı olunacağını, alkış toplanacağını

Güzel diye suçlayamayız ya kızı

Kolayca kazanıyor her maçı” ile başlayan şarkı


“Her kış, bir savaştı” dedi

“Almak istiyorum benim olanı”

Bitiyor. Belki de kadınlar artık başka bir yerden bakıyor.


LYDİA’DAN İNCİL’DE NASIL BAHSEDİLİYOR?

İncil’e göre Jezabel’in aksine Lydia bir azizeydi. Kendisi mor renkli kumaşların ticaretini yapan, imanlı bir kadındır. Aziz Pavlus'un Makedonya’daki vaazlarından etkilenerek Hristiyanlığı seçer, ilk kişilerdendir, ailesini de etkiler. Aziz Pavlus’u evine davet eder. (Elçilerin İşleri 16:11-15)


LYDİA ÖRNEĞİYLE İŞ KADINLARINA 7 İPUCU

Lydia dönemin kıymetli rengi mor renk kumaş ticareti yapan, zengin, kalabalık aileye sahip bir kadındır. Tek tanrılı dinlere geçmesi ile bir azize ilan edilir. İş ve aile dengesini kurar. Adına sikke bastırılmıştır. Tüm bunları dönemin şartlarıyla düşündüğümüzde, Lydia’nın ne kadar güçlü bir kadın olduğunu görebiliriz.

Lydia sikkesi

  1. Günlük aktivitelerinizde dua etmeye devam edin.

  2. Rab’bi memnun etmek için çalışın.

  3. Güçlü bir şirket tasarlayın.

  4. Alışılmadık fırsatları deneyin.

  5. İş ve ev arasında bir denge bulun.

  6. İşinizi büyütmeyi öğrenin.

  7. Müreffeh olabileceğinizi bilin.


JEZABEL VE LYDİA’NIN KADERİ BİRLEŞİYOR MU?

Jezabel birçok kültürde cazibesini kullanarak istediğini elde eden, bu nedenle de aşağılık kadını simgelese de günümüzde kadınlarının sahiplendiği bir simge olduğu kesin. Bu noktada Jezabel’e ilk feminist diyebilir miyiz bilmiyorum.

Mor renk yıllarca sarayların ve soyluların rengi olarak kalır. Bilinen en eski (belki de Lydia’nın bulduğu) mor olan Tire morunun bir gramı 12 bin salyangozdan üretilir. 1856’ya kadar kimyasal yöntemlerle elde edilemez. Bu tarihten sonra mor rengin bulunmasıyla kullanımı yaygınlaşır.

Mor renk, 1920’lerde kadınların oy hakkı için toplanan Suffragette Hareketi için, gücün simgesi olarak kullanılır ve feminizmin simge rengi olur.


Bir yerde kaderleri mor renkte birleşti, diyebilir miyiz?


Sevgiler,

Utku

bottom of page