top of page
Ara

İBBŞT'den Tartuffe

Geçen sezon birçok tiyatro ödülüne her dalda aday olan ve bazı dallarda ödülü kapan İBBŞT oyunlarından olan Tartuffe oyunu ilgimizi çeken oyunlardandı. Klasik bir İBBŞT oyunu tatmini vereceğini biliyorduk, öyle de oldu.


Yiğit Sertdemir, bir sohbetinde "İBBŞT sadece oyuncu, yazar, tasarımcı yetiştirmez; seyirci de yetiştirir." minvalinde bir söz etmişti. İşte o seyircilerden (adaylarından) birisi benim. Haldun Taner sahnesi başta olmak üzere İBBŞT sahnelerine, yetişkin, genç hatta çocuk oyunu demeden tüm oyunlara, bir değil birkaç kez gider seyrederdim. Tiyatro sevmemde en etkili rolün İBBŞT sayesinde "anlamaya çalışmamın ve farkları sevmemin" olduğunu düşünüyorum.


Fena olmayan bir İBBŞT seyircisi olarak söyleyebilirim ki, Tartuffe tam da görmek istediğimiz klasik İBBŞT oyunu. Sahne, kostüm ve hareket tasarımı müthiş.


Bilmeyenler ve hatırlamak isteyenler için hızlı hatırlatma: Molière'nin ünlü oyunu Tartuffe, Fransa'da zengin bir ailenin içine dini duyguları sömürerek (ailenin, aslında aile büyüğünün sömürterek) sızan bir sahtekârın eve hükmediş hikâyesini komik bir dille anlatıyor.

("Molière'in değil; Molière'nin" "Tartuffe'ün değil; Tartuffe'nin" Türkçe yazıldığı gibi okunmaz, okunduğu gibi yazılmaz.)


Oyunun birçok sahnesi günümüz politikası itibariyle uzamaya çok uygun, nihayetinde bir "din şarlatanlığı, uyarılmaya rağmen kandırılma, ne isteseler verme" var. Hiç uzamamış, yerli yerinde kalmış. Bu hâlini çok sevdim. Elbette uzayabilirdi de, uzamış uyarlamalarını seyretmiş, eğlenmiştim de.


Oyunculara açılmış dengeli bir aralık var. Yiğit Sertdemir, Naci Taşdöğen ve Murat Garipağaoğlu'nun ortak eseri olduğu görülen sahnede/bölümde, içimde "İyi ki tiyatro var" dedirten bir coşku vardı.


Tek sorun bilet bulmak. (: Ayın son Salı günü 11.00'de açılan biletler 5 dakika içinde bitiyor. Biz de biletlerimizi gitmek istediğimiz oyunların sahne ve tarihlerine önceden not edip, 11.00 için alarma kurup aldık. Buna rağmen arkalarda seyrettik. Oyunu bir ay öncesinden almamıza rağmen koltukların çok azı boştu.

Tiyatro bilet fiyatlarının (elbette enflasyon, TL'nin değer kaybetmesi ve üretim yapmamamız nedeniyle) aşırı artması, bilet alırken birkaç kez düşünmemize neden oluyor. Bu günlerde İBBŞT oyunlarının bu kadar uygun fiyatlı kalması, sanata kamu desteğinin önemini de gösteriyor.


İBBŞT ve Devlet Tiyatroları oyunlarıyla ilgili bir önerim var: Biletleri epey önceden aldığınız için oyun günü uygun olmayabiliyorsunuz. Bileti birine veremiyorsanız, koltuğunuz açıkta kalıyor. Biletiniz olmasa da, oyun öncesi sahneye gidip boş yerlere oturabiliyorsunuz. Ben şu zamana kadar gittiğim hiçbir oyundan geri dönmedim. Aklınızda olsun.


Oyuncular: Semah Tuğsel, Murat Garipağaoğlu, Bennu Yıldırımlar, Mehmet Soner Dinç, Zeynep Göktay Dilbaz, Emre Şen, Tolga Yeter, Naci Taşdöğen, Yeşim Koçak, Gürkan Başbuğ, Nilay Bağ, Özge Kırdı

Yazar: Jean-Baptiste Poquelin (Moliére)

Çevirmen: Orhan Veli Kanık

Yönetmen: Yiğit Sertdemir

Yardımcı Yönetmen: Tolga Yeter

Koreograf: Özge Midilli

Dekor Tasarım: Barış Dinçel

Kostüm Tasarım: Eylül Gürcan

Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan

Ses & Efekt Tasarım: Serkan Yavaş

Asistan: Hazal Uprak, Özge Kırdı, Damla Cangül Yiğit

Müzik: Emrah Can Yaylı

Suflör: Özer Köse

Orkestra: Muzaffer Berişa, Mert Can Oktav, Deniz Atalay, Deniz Can Gümrükçü


İyi ki tiyatro var.

Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun

Sevgiler,

Utku

Comments


bottom of page